|
Basın Mensupları;
Konuşma Metni, ASİAD 3. Olağan Genel Kurul Haberi,
Fotoğraflar ve Logodan oluşan Basın Bülteni
dosyasını
buraya tıklayarak indirebilirler.

Nereden Nereye?
Yüzyılın başında “hasta
adam” olan Osmanlı Devleti’nin enkazından çıkan
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 30’un üzerindeki
ülkenin en güçlüsü ve en kudretlisidir.
Yüzde 90’ı tarımla
iştigal eden sermayenin, planın, projenin,
teşebbüsün ve hatta pazarın olmadığı bir yoklar
zincirinden, bugün bir “sanayi toplumu” olmuştur
Türkiye artık. Yine “hasta adam”dan G-20’ye dâhil
olmuştur Türkiye.
Türkiye’nin bugün gelmiş
olduğu nokta hakkında, Tanzimat’tan bugüne
sürdürülen mücadelenin başarıya ulaştığını söylemek
mümkündür. Bu da, “birileri yapsın da biz kenardan
seyredelim” diyen değil, “biz bunun ucundan tutalım”
diyen insanların sayesinde olmuştur.
Ülkemiz; Avrupa Birliği
şartlarına kendisini uydurmayı, 2000’li yılların
başında kendisine en önemli hedef olarak koymuştur.
Tanzimat’tan günümüze geçen süreçte, Avrupa’ya
yakınlaşmamızda Cumhuriyet, en önemli kilometre taşı
olmuştur ve Türkiye çağdaş, laik, demokratik bir
devlet olma yolunda çok önemli adımlar atarak,
devletin kuramlarını kurmuş ve birçok kavramı da
yerleştirmiştir.
Bugün Avrupa’nın
beynelmilel kurumlarına kendimizi uydurmak sureti
ile halkımızı yüceltmek, yoksulluktan kurtarmak,
zenginleştirmek ve ülkemizi kudretli bir ülke yapmak
istiyoruz.
Bunun için de Büyük
Türkiye Projesi’ni iki ayak üzerine oturtabiliriz.
Bunlar, Avrupa Projesi ve Avrasya Projesi’dir.
Sovyetlerin Dağılması
21. Yüzyılın En Önemli Olayıdır
Sovyet İmparatorluğu’nun
1990’lı yılların başında kendiliğinden dağılması,
yeni bir siyasi coğrafya ortaya çıkarmıştır ve bu
siyasi dağılma, hiç kimsenin aklında olmayan bir
“Avrasya Kıtası”nı da beraberinde getirmiştir.
Ve Avrasya kıtasında
böylece bağımsız devletler ortaya çıkmış, Sovyetler
bütün siyasi felsefe ve iddialarını bir kenara
koymuş, demokratik dünyanın ideolojilerine,
felsefelerine, idari tarzına uymaya çalışmıştır. Bu
da asrın en önemli hadisesi olmuştur. Bu hadise
elbette dünyanın birçok ülkesini ilgilendirir ama
bizi çok daha yakından ilgilendirmektedir.
Son imparatorluk
diyebileceğimiz Sovyetler Birliği İmparatorluğu, bir
ideoloji üzerine kurulmuş, 104 milletin, 104 halkın
bir araya geldiği, muhteşem bir imparatorluk
olmuştur. 22,5 milyon m2 arazi üzerinde yayılan, bir
ucuyla diğer ucu arasında 11 saat farkı bulunan bir
imparatorluk…

Hasta Adam
Türkiye’den Dünya Devleti Türkiye’ye
20. yüzyılın başında
“hasta adam” olan Türkiye, bugün “dünya devleti”
olmuştur. Çağı yakalamıştır. Bugün artık dünya neyi
tartışıyorsa, Türkiye de onun içerisindedir. Türkiye
için 21. Yüzyıl, iyi bir başlangıç yaptığımız için
“Altın Çağ” olmaya namzettir.
Küreselleşme ve
Avrupa’nın bütünleşmesiyle birlikte, Sovyetler
Birliği’nin dağılmasından sonra, bizim derneğimizin
de ismini aldığı, Avrasya, dünyanın en önemli
coğrafyası olmuştur. Bugün Dünya Devleti Türkiye,
Avrasya Coğrafyasını şekillendirmek, daha güçlü
kılabilmek adına, Rusya ile ortak adımlar atarak,
Balkanlardan Kafkaslara demokrasinin, insan
haklarının, pazar ekonomisinin, ulusal ve evrensel
hukukun üstünlüğünün, iç barışın, bölgesel barışın
korunması gibi konuların artık “sorun olmaktan”
çıktığı bir Avrasya Coğrafyası için el ele vererek,
Avrasya Coğrafyasını bir huzur kıtası haline
getirmelidir. (Tabi ki bilgi çağının getirdiği büyük
kolaylıklardan da faydalanarak.)
İş Dünyası Olarak
Neler Bekliyoruz?
1. Demokrasi, insan
hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki
eksikliklerimizi tamamlamalıyız.
2. Ülkemizin idari
yapısı yeniden gözden geçirilmeli, demokrasi
kurumlarının istikrarlı işleyişi sağlanmalıdır.
3. Ekonomik reform
çabaları ile birlikte, yolsuzlukla mücadeleye ve
özelleştirmeye hız verilmelidir.
4. Kapsamlı bir
yargı reformuna gidilmelidir.
5. Türkiye,
bölgemizde aktif politikalarını hattı zatında
“proaktif” politikalara çevirerek, önder rolünü
devam ettirmelidir.
6. Ortadoğu’da
barışı gerçekleştirecek olan tarafları teşvik etmek
için daha çok çalışmamız gerekmektedir. Ortadoğu’da
barış, kalıcı bir gerçeklik haline geldiği vakit,
tüm bölge halkları için daha fazla refah ve güvenlik
yönünde yeni şartlar ortaya çıkacaktır. Bölgede
meydana gelecek istikrarın Türkiye adına daha büyük
bir pazar oluşumu anlamına geldiğini hiçbir zaman
unutmamalıyız! Umuyoruz ki, Ortadoğu’da barış süreci
başarıyla sonuçlandırılacaktır.
7. Devletin bütün
işlerinin Ankara’da görüldüğü bir Türkiye
istemiyoruz. Yani, merkeziliyetçilik istemiyoruz.
İkincisi devletçilik. Türkiye hâlâ gerek
bürokraside, gerek siyasette, gerekse medyanın
çeşitli çevrelerinde hür teşebbüsü tam anlamı ile
sindirebilmiş gözükmüyor.
8. Aradığımız şey
aslında, demokrasidir. Yani yumruk idaresi değil,
kanun idaresi arıyoruz.
9. Ülkede huzurun
ve sükûnun eksiksiz sağlanmasını istiyoruz. Çünkü
bugün terör, ülkemizin önündeki en büyük engellerin
başında gelmektedir. Bir de adaletin dağıtımını çok
önemli görüyoruz. Çünkü adaleti devletten başkası
dağıtamaz. Aynı zamanda caydırıcılık savunmamızın da
daha modern ve etkili hale getirilmesini istiyoruz.
10. İnsanımızın, bu
ülkenin en büyük zenginliği olduğunu hiçbir zaman
unutmamalıyız. Bunun için de eğitim ve sağlığa daha
fazla kaynak ayırmaktan korkmamalıyız.
11. Zenginlik ve
ülkemizin kalkınabilmesi için iletişim alanındaki
atılımların, 21. Yüzyıl dünyasını şekillendiren
gelişmelerin merkezinde yer aldığını unutmamalıyız.
Şimdi bilgi çağının imkanlarından daha çok
yararlanmalı ve iletişim devriminin icaplarına daha
çok uymalıyız. İletişim devrimi sayesinde dünyada
ticaretin kolaylaştığını ve geliştiğini de asla
unutmamalıyız.
12. Dünyada halkının
çoğunluğu Müslüman olan 55 ülke mevcuttur. Türkiye
demokrasi, laiklik ve piyasa ekonomisinin, İslâm
dini ile büyüdüğü tek ülkedir. Ülkemizin kıymetini
bilelim ve kısır çekişmelere hiçbir zaman
girmeyelim.
13. 1876’dan beri
Anayasa yapan ülkemiz, siyasi sistemin bel kemiği
olan sivil anayasasını da bir an önce en mükemmel
şekilde yapmalıdır.
14. Lozan’ın tanıdığı
uniter devlet yapımız, olmazsa olmazımızdır. Her
ülkenin kendine mahsus şartları vardır ve her
ülkenin kendi iç şartlarını dikkate almak
durumundasınız.
15. Dünya bizi bir
uniter devlet olarak yanımıştır. Çünkü Lozan
Antlaşmasına göre Türkiye’nin bütün halkı, sadece
Müslüman olmayanlar azınlıktır, diğerleri tümüyle
Türk Milleti’ni teşkil eder.
16. Yetiştirdiğimiz ve
medet umduğumuz kişilere cesaret vermek ve teşvik
etmek durumundayız. Maddi destek veremiyorsak, moral
vermeliyiz. “Haydi yap” diyebilmeli ve yaptıkça daha
çok yapmasını sağlamalıyız.
17. Nerede ve ne zaman
olursa olsun, hiç kimse başarısızlığın peşinde
değildir. Değişmeyen kural budur. Meşru mücadeleler
de meşru yol ile başarıya ulaşır. Hayat haklarımızın
mücadele gücümüz kadar olduğunu asla unutmamalıyız.
18. Churchill,
“Alacakaranlıkta kapınız çalındığında, bunun
sütçüden başka kimse olmadığı aklınıza geliyorsa,
işte o ülke demokratik ülkedir” diyor. Ülkemizde de
demokrasinin bu standarda ulaşması, en büyük arzumuz
ve temennimizdir.
Ömer Faruk BAŞARAN
ASİAD Genel Başkanı
30.11.2011, The Green
Park Pendik Otel, İstanbul |