|
ASİAD – Avrasya Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı Ömer Faruk BAŞARAN, ASİAD'ın 21.12.2010 tarihinde İstanbul Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 2010 yılını değerlendirdi ve iş dünyasının 2011 yılı beklentilerini kamuoyu ile paylaştı. TRT, Anadolu Ajansı, Sky Türk TV, 24 TV, Cine 5, Dünya Gazetesi, Zaman Gazetesi, Türkiye Gazetesi, Yeni Asya Gazetesi, Ekovizyon Gazetesi, Ekonomik Çözüm Gazetesi, Hürriyet Daily News, Anba Haber Ajansı, Hürses Gazetesi gibi medya kuruluşlarının izlediği toplantıda BAŞARAN şunları kaydetti:

Türkiye 2010'da başarı hikâyesi yazdı.
Makro - ekonomik dengeler açısından son derece parlak bir yıl geçiriyoruz.
2008 yılında tüm dünyayı etkileyen küresel krizin etkilerini, en çabuk atlatan ülkelerden biri olmayı başaran Türkiye, 2010 yılının ilk üççeyreğinde yüzde 8,9 büyüyerek önemli bir başarı öyküsüne imza atmıştır.
2002 - 2007 yılları arasında ortalama yüzde 6,7 büyüyen, 2008’de 0,7 gibi düşük bir oranda büyüdükten sonra 2009'da maalesef yüzde 4,7 gerileyen Türkiye, 2010'da siyasi istikrarın iç dinamikleri tetiklemesiyle yüzde 7 - 8 civarında bir büyüme ile Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesi olacaktır. Üstelik başlangıçta hedeflenen büyümenin yüzde 3,5 olduğu dikkate alındığında, yüzde 7’lik büyüme inanılmayacak kadar güzeldir.
İşsizlik Oranları
2009'da krizin etkisiyle yüzde 15,5'e ulaşan işsizlik verisi son gelen Eylül ayı verisine göre 11,3 seviyelerine gerileyerek kriz öncesi seviyelere yaklaşmıştır. Ancak bu oranın üç yıl içinde kesinlikle yüzde 8’ler seviyesine indirilmesi gerekmektedir.

Cari Açık
Büyümenin beraberinde getirdiği enerji ihtiyacı cari açığı da maalesef 40 milyar dolar sınırına getirmiştir. Ancak 700 milyar dolarlık GSYH dikkate alındığında bu rakamın çok ürkütücü olmadığını düşünmekteyiz. Ancak enerji açığının önümüzdeki yıllarda tasarruf ve üretimlerle aşağı çekilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde sürdürülebilir büyümenin tehlikeye gireceği açıktır.
Bütçe Açığı
Cari açıktaki büyümeye rağmen ilk 10 aydaki bütçe açığı son derece sevindiricidir. 23,5 milyar TL’lik açık geçen yıla göre yüzde 49,3’lük bir azalmayı ifade ediyor ki, şu an başta Yunanistan, İrlanda olmak üzere bu açık GSYH’lar dikkate alındığında oldukça düşük bir seviyeyi göstermektedir.
Enflasyon ve Gösterge Faizler
Merkez Bankası’nın 2010 yılında izlediği parasal politikaları başarılı buluyoruz. Krizin başlangıcında faizler konusunda biraz muhafazakâr kalan Merkez Bankası, 2009 yılından itibaren krizi gerçekten iyi okuyarak faiz indirimlerinde iyi kararlar verdi. Ayrıca hedeflenen enflasyon rakamları yakalandı. Biliyorsunuz ki, Kasım ayı TÜFE yıllık 7,29; ÜFE 8,17 olarak açıklandı. Yıl sonu hedefi 7,5 yakalanacak gibi görünüyor.

Makro Ekonomik Dengesini Krizde İyi Yöneten Türkiye 2011 Yılına Moralli Girecek
Hükümetimizin orta vadeli programına yüzde 4,5 olan büyüme hedefini 2011 yılında yine yakalayarak geçmesini arzu ediyoruz. Ancak bizim beklentimiz 2011 yılı için yüzde 3’ün biraz üzerinde büyümedir.
Kredi Derecelendirme Kuruluşları
Dünyanın birçok yerinde özellikle Avrupa'da kredi notları bir bir düşürülürken, Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesi oldukça önemliydi. Ancak halen notumuz yatırım yapılabilir ülke kategorisinin altında olması kabul edilemez.
Hükümet’in 7 ay sonraki genel seçimlere kadar notun arttırılması için Mali Kural'ın meclisten geçirilmesi dâhil bazı yeni önlemler alması gerekebilir.
Sıcak Para Girişi
2010 yılında gerçekleşen sıcak para girişi ve bununla ilgili belirsizlikler merkez bankası ve hükümeti bazı önlemleri almaya itebilir ancak bu önlemler ürkütmeden, çok ülkeye giren parayı istikrarlı ve kalıcı olmaya teşvik etme yönünde olmalıdır.
Türkiye’de Eksen Kayması Yoktur
Türkiye'nin ekseninin kayması söz konusu değildir aksine Türkiye'nin Avrasya – Afrika – Ortadoğu'nun yeni merkezi olma yolunda çok önemli bir noktada olduğu söylenebilir.
Küresel ekonomi ve ticareti 2000 yılının başından bu yana büyük bir değişim içinde Çin, Hindistan başta olmak üzere gelişmekte olan Asya pazarından, Afrika ve bizim de bulunduğumuz bölge yeni ipek yolu (Çin’den Suudi Arabistan’a uzanan hızlı tren inşaatı) büyük bir ticaret hacmini de beraberinde getiriyor. Türkiye, enerji hatlarıyla bölgede çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu bağlamda eksen kayması manipüle edilen ve gerçekle bağdaşmayacak bir iddiadır.
Türkiye AB 'ye tam üye olmalıdır ve olacaktır. AB yaşadığı krizi iki - üç yıl içinde çözebilir. Ancak Türkiye'ye her zamankinden fazla ihtiyacı vardır.

Seçim Sürecinde Dikkatli Davranılmalı
2011 seçim yılı ancak 7 aylık sürede gerek iktidar partisinin, gerekse muhalefetin seçimler öncesinde gereksiz gündem maddeleriyle zamanı heba etmeden, daha demokratik ve daha proaktif bir şekilde çalışmalarını istiyoruz.
Seçim dönemleri son yıllarda azalan bir eğilimle de olsa oldukça gergin ve yıkıcı olabiliyor. Kredi not artışını bile etkileyen siyasi gerilimler Türkiye'ye zarar vermemelidir. Çünkü Türkiye'nin böylesi kritik bir süreçte yeni bir yara alma lüksü yoktur.
Makro ve Mikro Reformlar Hızlandırılmalıdır
2011 yılında dünya ekonomilerinin bu yılki kadar büyümeleri bekleniyor. AB Ülkelerinin bütçe kısıntıları ve kredibilitelerinin düşmesi ile harcamalarının gerilediği bir dönemde mali istikrardan ödün vermeden makro ve mikro reformların hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Yargı Reformu Gerçekleştirilmelidir
12 Eylülde halkımızın yüzde 58’i tarafından kabul edilen Anayasa değişiklikleri zaman kaybetmeden gerçekleştirilmelidir.
Devlet Yöneten Değil, Denetleyen Olmalıdır
Özelleştirme ve halka arzlara ilginin devam etmesi ve elde edilen gelir gerçekten göz kamaştırıcıdır. 2011 yılında özeleştirmelere devam edilmelidir. Devlet yöneten değil denetleyen olmalıdır.

Türkiye, 2002’den Bu Yana İyi Yönetiliyor
Türkiye'nin ana hatlarıyla 2002’den bu yana mevcut araçlarla iyi yönetildiğini düşünüyoruz. Ancak değişen koşulların yeni bir ekonomik programın gereksinimini de beraberinde getirdiğini bilmemiz gerekir. Seçimlerden sonra Türkiye 2023 yılında dünyanın ilk on ülkesi arasına gireceği yeni programını ortaya koymalıdır. Avrupa Birliği standartlarında demokrasi, Çin standartlarında kalkınma hedefi için daha proaktif bir çalışma ortaya koymalıyız. Ancak bu vizyonu ortaya koyarken finansal istikrardan taviz verilmemelidir.
Komşularla Sıfır Problem Politikasını Destekliyoruz
Komşularımızla sıfır problem politikası başarılıdır. Vizelerin kaldırılması gibi son 50 yılın en önemli girişiminin Türkiye'nin ticaret hacminde pozitif yönde yansımalarının görülmeye başladığını, bunun da en önemli göstergelerinin ticaret hacimlerindeki artış olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'nin artık bölgesinde düşman olarak değil bir istikrar adası olma yolunda büyük adımlar attığını görüyor ve bunu alkışlıyoruz.
Kur Savaşlarına Karşı Önlem Alınmalıdır
Kur savaşlarının 2011 yılında da dünya ticaretini şekillendireceği, kur savaşlarının devam edeceği aşikârdır. Türkiye'ye, özellikle de Merkez Bankası’na bu savaşlarda tedbirleri almak adına önemli görevler düşmektedir. İhracatçının TL'nin zaman zaman aşırı yükseldiği sırada daha aktif bir şekilde dalgalı kur mekanizması içinde müdahaleler yapması ve alım miktarını arttırarak muhtemel kur risklerinde daha rezervli bir yapıya kavuşmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz.
Dünya Ekonomileri ve İkili Dipli Resesyon Endişeleri
2011 yılında da dünya için ikili dipli resesyon endişeleri zaman zaman etkili olacaktır. 2011’de dünya finans sistemi, içe dönük ve korumacı olacaktır. ABD, tahvil alımlarını sürdürürken bir yandan ekonominin yeterli ivmeye kavuştuğunu görmesi durumunda ikinci yarıdan itibaren faiz artışlarına başlamasıyla finans piyasalarında oluşacak kaygıların derinleşmesini önleyecek mekanizmaların henüz kurulamamış olması finans piyasalarını tehdit edebilir.
Tersi durumda yani istihdam ve büyüme trendi istikrarsız bir görünüm arz ederse parasal genişlemeler yeni sorunlar oluştursa da emtia piyasalarındaki anormal yükselişler farklı bir tehlike habercisi olabilir.
Petrol Fiyatları Risk Teşkil Ediyor
Petrol fiyatlarındaki olası yükselişle ekonomiler için önemli bir risk olmaya devam edecektir. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji için daha fazla mesai harcaması gerekmektedir. Petrol fiyatındaki yükselişlerin cari açık üzerideki etkisi kadar ekonomide maliyet faktörlerini doğrudan etkilemesi ile büyümeye negatif etki yapacağı gayet açıktır. Türkiye'nin başta Türk Petrolleri Anonim Şirketi dâhil özel sektörün petrol çıkarma ve bulması konusunda daha cesur adımlar atması gerekmektedir.
Otomotiv Sektörü Gereken Konumda Değil
Türkiye otomotivde Avrupa ve bölgenin üssü konumunda ama doğrudan yatırımlarda 2010 karnesi maalesef zayıftır. Otomotiv ile ilgili olarak; ticaret çeşitlendirilmeli, düşük reel faiz oranları sürdürülmeli, daha güçlü bir finans sistemi oluşturulmalı ve gelirlerin hızla yükseltilmesi için proaktif çabalar devam ettirilmelidir.
İstanbul’un Finans Merkezi Olmasını Destekliyoruz
İstanbul'un finans merkezi olması yönündeki adımları doğru bulmakla birlikte, bir KOBİ Borsası’nın kurulması başta olmak üzere, sermaye piyasalarını daha güçlendirecek adımların hızlı atılmasını teşvik etmeliyiz.
Yabancı Yatırım
Yabancı yatırımcılar, Hükümet’in uygulamalarından son derece memnundur. Yabancı yatırımcının özellikle Referandum sonrası Türkiye’ye güveni artmıştır. Güçlü bir siyasi irade, yabancı yatırımcının ülkemize ilgisini arttıracaktır. Ayrıca ülkemize gelen yabancı yatırımcıların bazı sorunlarla karşılaşmaması için Hükümet’in bilinen, büyük sivil toplum kuruluşları ile irtibatta olması gerektiğini düşünüyoruz.
Altyapı ve Eğitim Şart!
Hedefimiz gayrisafi yurt içi hâsılamızı arttırırken rekabet şartlarını da iyileştirmek olmalıdır. Bunun için altyapı çalışmaları ve eğitim reformu gerekiyor.
Bunların yanı sıra;
- Mali kurallar uygulanmalı ve muhtemel krizlere yeni mali tamponlar erken safhada oluşturmalıdır.
- Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakerelerinde daha ciddi bir ivme yakalamalıdır.
- Sosyal güvenlik açıkları önümüzdeki on yılın büyük bir sorunudur ve krizlerin yeni kaynağı olacak istihdam piyasası işsizliğin azaltılması için teşvik edilmelidir.
- Türkiye, Ortadoğu ve Avrasya’nın yükselen yıldızı olacaktır. Özellikle bu bölgedeki yatırımcılar ve siyasi iradeler, Türkiye’nin dik duruşu sonrasında ilgilerini arttırmışlardır.
- İş verenler olarak, SSK primlerinin düşürülmesi ve kayıt dışı ile mücadeleye büyük bir önem verilmesi gerektiğini düşünüyoruz!
- Af kapsamında vergilerini ve ödemelerini zamanında yapan kurum ve kuruluşlara da indirim yapılmalıdır!

|